Biri siyasetçi dedi…
Siyasette ahde vefa aramak, çölde su aramaya benzer; umut vardır ama çoğu zaman serap çıkar karşına. Verilen sözler, kalabalık meydanlarda yüksek sesle söylenir; fakat iktidarın odalarında fısıltıyla unutulur. Halk, hatırlamak zorunda bırakılırken siyasetçi unutmayı bir maharet sanır. Oysa ahde vefa, bir erdem değil, insan olmanın en sade halidir. Ne var ki siyaset, bu sadeliği çoktan kaybetmiş bir oyundur. Güven, oy sandığına bırakılır; karşılığında suskunluk, yoksunluk ve bekleyiş verilir. İnsan en çok da kandırıldığını anladığında üzülür; çünkü orada sadece bir söz değil, inancı da kırılır. Ve zamanla öğrenir: Siyasette verilen sözler geleceğe değil, sadece bugünü kurtarmaya aittir. Ahde vefa arayan kalp ise bu yüzden hep yaralı, hep temkinlidir.
Siyasette ahde vefa aramak, kandırılmaya razı olmaktır. Verilen sözler namus değil, araçtır.
Siyasette ahde vefa, vitrine konmuş bir antika gibidir; bakılır ama kullanılmaz. Sözler meydanlarda anahtar teslim verilir, koltukta kilidi değiştirilir. Halk beklemekten eskir, siyasetçi sözlerini genç tutmak için sürekli inkâr eder. En acısı da şudur: Kimse kandırıldığını inkâr etmez; sadece bir sonraki yalana kadar susar.
Toplu iğne köşe yazarı
Yaşar POLAT