Bu kez üslubum diğer yazılarımda olduğu gibi yumuşak değil biraz sert olacak… Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet oranları korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Her gün neredeyse çocukların ve kadınların öldürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Çocuğa ve kadına karşı işlenen vahşetle sahici anlamda yüzleşilmediği gibi çocukları ve kadınları koruyacak etkili bir hukuki ve toplumsal ilişki de geliştiremiyoruz. Kolektif bilinçaltı kirlenmiş, kanlanmış ve kararmış kili ve toplumlar kadını ve çocuğu hep kendilerine kurban olarak seçerler. Şiddete meyilli kişiler kadını ve çocuğu öldürerek kendi derinliklerinde sakladıkları karanlığı ve vahşeti örteceklerini sanırlar. Kadın ve erkeği birbirine eşit görmeyen , medeni olmayan bir toplum anlayışı bizleri hep gerilemeye mahkum edecektir. Kadını ve çocuğu medeniyetin, barışın, özgürlüğün ve hukukun merkezine koymayan bir toplum anlayışı, ataerkil, kabileci,cinsiyetçi ve ayrımcıdır. Çocuklar ve kadınlar bu dünyada kendilerini gerçekleştirmek, özgürce, eşitçe ve onurluca bir hayat yaşama hakkına sahiptirler. Başka bir dünya bulamayacağımıza göre en acil şekilde var olan dünyamızı geliştirmek, değiştirmek gerektir
"Kadınlar size Allâh'ın emanetidir." Hz.Muhammed (s.a.v.)
“Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.” – Nelson Mandela, Eski Güney Afrika Başkanı
Sevgiyle Kalın...
Bu yazı 2461 defa okunmuştur.